Markos kimdir?
Marcos, San Fransisco’da bir gaydir, Güney Afrika’da bir zenci, San Ysidro’da bir Chicano, İspanya’da bir anarşist, İsrail’de bir Filistinli, San Cristobal sokaklarında bir Maya yerlisi, Mexico City’nin teneke mahallesi Neza’da bir çete mensubu, folk müziğinin kalesi Ulusal Üniversite’de bir rocker, Almanya’da bir Yahudi, Savunma Bakanlığı’nda bir uzlaştırıcı, soğuk savaş sonrası çağda bir komünist, ne galerisi, ne müşterisi olan bir sanatçıdır... Bosna’da bir barış yanlısı, Meksika’nın herhangi bir kentinde bir ev kadını, grev yapmaya asla yeltenmeyen sendika CTM’de grevci, başkaları için kitap yazan bir gazeteci, gece saat 10’da metroda yalnız başına bir kadın, topraksız bir köylü, işsiz bir işçi, mutsuz bir öğrenci, serbest piyasacılar arasında bir muhalif, ne kitabı, ne okuyucusu olan bir yazar ve tabii Güneydoğu Meksika dağlarında bir Zapatista...
Gelen Yorumlar
Toplam 4 yorum,
1-4 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
medya ülkesinin dağlarında bir kartal da olmaz mı......
mir eklemiş.
| 19 Ocak 2008 Saat
19:11
Marcos kimdir? Marcos, Angelina Jolie için delirdiğini söyleyen bir hayran.Nerede yaşarsak yaşayalım,ne olursak olalım hazlarımızı geride bırakamayacak kadar insan olduğumuzun kanıtıdır Marcos.
behice eklemiş.
| 30 Nisan 2008 Saat
21:36
edebiyat ile gerçekler bazen çelişebilir. marcos kimdir pek bilemeyeceğim; değil chiapas meksikaya bile gitmedim, dolayısıyla "komutan yardımcısı" ile hiç karşılaşmadım. bu sıfatı kullanması bile beni irrite ediyor, sonunda "komutan yardımcısı" da bir komutandır. ben gitmedim ama giden bir anarşist, "maskeler neyi gizliyor" adlı bir inceleme yazdı ve bu inceleme "ateş hırsızı" dergisinin sanırım onuncu sayısında yayınlandı. bu arkadaşın iddiasına göre EZLN Maocularla-İlerici katolik rahiplerin ortaklaşa kurduğu bir örgüt; yani anarşizmle uzak yakın bir ilgisi yok. yukarıdaki propoganda metnini ben de derin bir edebi heyecanla okudum. ama sözünü ettiğim yazı daha fazla kafama yattı. marcosun bir öykü kitabını da okumuştum, bana vasat bir yazar gibi geldi, ama çok başarılı bir PR uzmanı olduğu kesin, eh, devir ne de olsa cilalı imaj devri. ayrıca bizim de dağlarımız vardır, bizim de chiapas gerillalarımız; bizim EZLN'mizin adı PKK'dır, otoriter bir yapıya "özgürlükçü" bir imaj üretmeye çalışan bizim de örneğin Pınar Selek gibi uzmanlarımız vardır. Ama, biz yaşadığımız coğrafyada kimin kim olduğunu çok iyi biliyoruz. uzak coğrafyalardan medya kanalıyla bize gelen imajlara sahiplenmeden çok düşünmek lazım çook....
tayfun gönül eklemiş.
| 11 Eylül 2008 Saat
12:03
Tayfun Gönül'e Cevap
Tayfun biz www.anarkotopya.com sitesinin düzenleyici sorumluları olarak sana bu cevabı yazma gereği duyduk. Senin Markos kimdir? metnine ilşikin yazdıkların fazlasıyla analiz arızalarıyla dolu bir yorum kanımızca. Zapatistalar belli oranda hiyerarşik ve askeri temelli bir örgütlenme olmasına karşın, yönelimleri ve temsil ettiği kimi değerleri itibariyle anarşimin politik tahayyüllerine hiçte çok uzak bir hareket değil. Zapatismo iktidar olmadan dünyayı değiştirme iddasıdır. Başka bir deyişle Zapatistaların politikası hatlar yaratarak gidilecek yolları kapatan bir politika değil, iletişim içindeki insanların kendi özgürleştirici yollarını keşfedecekleri ufuklar öneren bir politikadır. Markosun iktidar karşıtı söylemleri, her türlü öncü politikacı sınıfını def etme isteği anarşizimle örtüşen önemli argümanlardır. Zapatistaların iktidara ve temsili siyasete ilşkin bakışı şu sözlerle çok net olmasada önemli bir açılım sağlar:
"İktidarı başlı başına bir amaç olarak görmüyoruz. İktidar ya da güç toplumda, insanların içinde yaşamalı, onlarda içkin olmalıdır. Temsil mi? O kadar da büyütülmemeli; bunu iyi denetlenen ve ehliyetli herhangi biri yapabilir. Temsil, bir görevdir yalnızca. Bizim iktidarı istemediğimiz, ondan uzak durduğumuz söyleniyor, doğrudur. İktidarı ele geçirmek kolaycılık olurdu. İnsanların iktidarını kurmak ya da insanları muktedir kılmak, işte bu çok daha zor. Klasik partiler örneğin, oturtup iki kişiye parti programı yazdırırlar. Böyle bir programı herkesle birlikte kurmak, oluşturmak çok daha zordur. Programdan daha önemli olan, onun nasıl oluşturulduğu. Ancak, insanları muktedir kılma işinin nasıl örgütleneceği: işte bu, hâlâ icat edilmeyi bekliyor."
Neo-liberal politikalara, küresel kapitalizme karşı güçlü bir "hayır" olan zapatalar, her "evet"e açık ve merkezi özne polikasından arınmış bir dayanışma ve direnme ruhunun da somut tezahürüdür. "Çokluk" ucu açık bu politik hattın içinden yürümeye kendine her zaman yer bulabilir. Markosun şahsında üretilen cilalı kültler, askeri yapılanmasının dayandığı keskin hiyerarşi, yerelliğin abartılı vergusu elbette anarşistlerin tavizsiz eleştiri noktaları olmalı ancak bu hareketin tipik bir ortodoks sol örgütlenme olduğu, maocu bir otoriterliğin gölgesi olduğunu belirtmek çok zorlama ve şahsi bir ökenin kusmuklarını taşıyan yorumlardır.
PKK konusuna gelecek olursak, PKK son kertede ulusal devleti amaçlayan anti-sömürgeci bir harekettir. Leninist bir örgütlenme modeliyle vakti zamanında vücut bulmuş, marksist ideolojinin toplumsal kurtuluş idealinide uzun bir süre eklektik bir şekilde de olsa temsil etmiş ancak kitlesel tabanının bütün ulusal sınıfları ve politik eğilimleri kapsayacak şekilde genişlemesiyle zamanla daha ulusal eksenli ve pragmatizmi esas alan bir yönelime doğru savrulmuştur. PKK'nin otoriter bir hareket olduğu doğru olmakla birlikte yarattığı toplumlsal uyanış ve iktidarı sorgulama sürecinden özgürlükçü, özerk taban hareketlerinin doğmasınıda yaratmıştır. Kürtlerin politik bir özne olma kavgası ana gövdeden kopan farklı ve köklü özgürlük akışlarına zemin hazırlamıştır. Sende zamanında Gün Zileliyle ortak yazdığınız bir kitabı dağdaki kürt gerilalarına atf etmiştiniz unutma lütfen. Modern tarih boyunca hiçbir ulusal hareket katıksız bir anarşizmle yola çıkmamıştır, anarşizmin örgütlenme formasyonu ve özgürlük ilkeleride buna elverişli değildir zaten. Marksist-Leninist bayrakla yola çıkan bütün ulusal hareketler ulusal devleti inşa etme sürecinin tamamlanmasıyla birlikte şiddet tekelinin el değiştirmesi yeni tahakküm ilişkilerini kaçınılmaz olarak üretmiştir. Bize anarşist, sonuna kadar anti-otoriter kalmayı becermiş bir ulusal hareket örneği verebılırmısın acaba? Sorunun kendisi bile eşyanın tabiatına aykırı ve komik bir soru olarak kalıyor zaten. Kürtler belli kültürel-ulusal ve insani haklarını kurumlaştıracak demokratik bir mücadele vermekteler ve mücadelenin biçimi, hedefleri anarşist gözlüklerle okunmayı zorlaştıran hatta anarşistlerin bu konuda hiçbir şey söylememeyi, kaçmayı tercih ettikleri mayınlı bir tarladır. Türkiye'li ve Kürdistan'lı anarşistlerin hayali bir cemaat ilişkisi olan ulusal kimlik sorununu marksizme ve milliyetçiliğe havale etmekten vazgeçip bu konuda kafa yormaya ve kalem oynatmaya başlamaları senin kışkırttığın bu yorum üzerinden gerçekleşirse fazlasıyla memnun oluruz ve bizimde söyleyecek bırkaç sözümüz elbette olacaktır.. isyan ve dayanışmayla kal tayfun yoldaş.
Ramazan Kaya - Sami Görendağ