Ocak 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
Son Fotoğraflar
huzur isyandadır..
can sıkıntısı karşı-devrimcidir..
devlet, kendi şiddetine hukuk bireyinki
milliyetçilik, farklılıkları okunmaz kılar..
"Otorite, ruhun, doğumla ölmüm arasında maruz kaldığı en zarar verici travmadır" Tom Robbins
Marcos kimdir?
kapitalizm öldürür!
"dans edemediğim devrim, devrim değildir" Emma Goldman
“Bütün devrimleri yozlaştıran darağaçları ve giyotindir” Mikhael Bakunin
"Ey türk gençliği! birinci vazifen, vazifeleri dinlememektir"
beton dökülmüş yalnızlık duvarına çağrılı / karanlığın sessiz işçileri / kalın kabuk bağlamış mutsuzluklar içine gizlenen mutluluğu çıkartmaya..
Kapıdaki Umut: Kewe..
"modern dünya üstü açık bir hapishanedir"
"ne vakit bir yaşamak düşünsem bu kurtlar sofrasında belki zor ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden ne vakit bir yaşamak düşünsem"...
"lî çiyayê bênavokê kezîzera kurd"...
alanlara çok bilenmiş yüreğim alanlara / vursun isyanın bacısı olan kanım karanlığa / vurulsun kösleri şu gâvur sevdamızın / zülküf de vursun / yüzüne ay kırıkları çarpıp uyansın sevdiğim.
Her emir özgürlüğün suratında patlayan bir tokattır! ( Bakunin)
"İşte biz, tüm zamanların ölüleri, yeniden ölüyoruz; ancak, bu kez yaşamak uğruna." MARCOS
"Günümüzün dünyası, güzellikleri korkunçlukları ile hiç olmadığı kadar büyük bir işkence bahçesidir" Michel Delon
"Her sözcük sessizlik ve hiçliğin üzerine düşürülmüş bir lekedir." Bertold Breht
 "iktidarın olduğu yerde direniş vardır" (Foucault)
Gilles Deleuze
"insanlar ışığın çevresinde toplaşırlar, daha iyi görmek için değil, daha iyi parıldamak için" NİETZSCHE
 "Gerçekçi Ol İmkansızı İste"   Ernesto CHE Guevara
"ya sosyalizm yada barbarlık" Rosa Luxemburg..
"isyan, insanın yaşadığına dair en büyük belirtidir. yaşama kattığı değerlerin kaynak noktasıdır."
Mülkiyet hırsızlıktır!  (Proudhon)
Errico Malatesta
Pisi Pisi gel..
Cigara
tel örgünün ardında
Ana Sayfa > Anarşist Teori > Kürtlerin Anarşizmle Dansı Mümkün mü? - Ramazan Kaya
Kürtlerin Anarşizmle Dansı Mümkün mü? - Ramazan Kaya

Kürtlerin Anarsizmle Dansı Mümkün mü ? 

 Ramazan Kaya


 “Kederli ruhların desteklemek ve propagandasını yapmak için bir despota ihtiyaçları olduğu gibi, despotun da amacına ulaşmak için ruhların kederlenmesine ihtiyacı vardır.” [Gılles Deleuze]

Kürtler evrensel bir hakikate yaslanmadan da meydan okumanın mümkün olduğunu keşfedecek bir tarihsel uğraktan geçiyor. Temsil ettiği veya ettirildiği bütün politik referans noktalarının ve hareketin bileşimlerinin iktidara hızla eklemlendiği bir konjonktürde yeni bir siyasal eksene ihtiyaç duyulduğu her Kürt için artık aşikâr. Tarih kimileri adına bir siyasal yanlışlar toplamıdır ne de olsa. Geçmişin ve örgütlenme biçiminin köklü bir sorgulanışından doğacak alternatif bir radikal politik ufka yelken açmanın toplumsal zemini şimdilik mevcut. İktidara yöneliş her şeye rağmen iktidar dışında kalmayı doğuruyorsa, umutsuzluğun girdabından tekil özgürlükler ırmaklarına küçük kulaçlar atmanın tam zamanıdır. Türkiye tarihinin en politikleşmiş siyasal öznesi olan bir halkın içkin anarşik coşkusuyla bu yorgun topraklarda özgürlüğün ve devrimin kara bayrağına dönüşmesi "aleyhistanda güçlü bir lehçe" yaratabilir. Örgüt ve partilerin katı hiyerarşik atmosferinde hiçleşmiş militan benliklerin ertelenmiş sosyallikleriyle buluşarak, devrim ilişkilerini gündelik hayatlarının hücrelerine yedirerek oluşturacakları bir siyasal kalkışmadan anlamlı sonuçlar beklemek kuvvetle muhtemel. Feodal ilişki ağının hükümranlarından kurtulmadan Marksist önder ve öncü kadroların mutlak otoritesini içselleştirmek zorunda kalmak, özgürleşme mücadelesine kalkışan Kürt bireyinin yaşadığı en büyük talihsizlikti belki de. "Efendiler kültü"nün, çağdaş tiranlıkların hiç eksik olmadığı bir tarihsel mirası devralmak bütün kaçış çizgilerinin daha baştan kaybedildiği bir direnişe gönüllü mağlup olarak razı olmak demekti. Her türlü stratejik ve taktik politikanın önceden belirlendiği, anlam ve yaratıcılık potansiyellerinin dondurulduğu, iktidarın dil ve davranış kodlarının örgüt disiplini adı altında yeniden üretildiği bir politik iklimden çıkmış bezgin ve savruk kimliklerin, özgür öznelere dönüşmesi elbette kolay değil. Ancak yaşanan deneyimlerin neyin istenmediği konusunda kalıcı -yaşanan- bir bellek ve bilinç yaratmış olması potansiyel bir kazanım olarak görülebilir. Kürt siyasal hareketinin içinde debelendiği bütün açmazlara karşın, hareketin yıllarca temsil ettiği sosyalist seküler kültürün daha özgürlükçü temellerde yeniden inşa edilmesi ve dönüştürülmesi tahmin edildiği kadar zor gözükmemekte. Politik söylemin "demokratik cumhuriyet veya demokratik konfederalizm" gibi argümanlarla iyice bulanıklaştırılması, hoşnutsuzlukların veya ikircikli ruh hallerinin gittikçe siyasal bir şizofreniye dönüşmesi kendi mecrasında dipten gelen özgürlükçü ve anti-otoriter akıntılar yaratmaya gebe. Ulusal Sorun ekseninden uzaklaşarak, tekil ve ötelenmiş sorunların analizine dayalı taleplerin dillendirilmesi ve çoğaltılması tarihi öneme sahip sonuçları da beraberinde getirecektir. Devletsiz, sınıfsız, cinsiyetçi ataerkil kültür kalıntılarının eritildiği, ekolojik yaşamla dengeli bir siyasal organizma her muhalif Kürdün yaşattığı bir ütopya olmasına karşın, toplumsal ve bireysel karşıtlıkların örgüt ve parti pratikleri aracılığıyla totalleştirilmesi, farklı inisiyatif ve temsiliyetlerin bastırılması - ötekileştirilmesi yaşanan krizin ana temelini oluşturmakta.

Çözüm ne ortodoks totalleştirici ideolojilere sarılmakta ne de burjuva demokratik cumhuriyetin uslu vatandaşı olmayı kabullenmekte yatıyor. Geçmişin toptan reddiyesi kolaycılığına itibar etmeden de "şimdideki gelecek"i örmek mümkün. Ulus-devlet projesinin tarihsel dayanaklarını yitirdiği günümüz küresel denkleminde siyasal ve kültürel reformlar talebiyle verili iktidara eklemlenerek bir alt-ulus kategorisi olmayı onaylatmak Kürt bireyinin çelişkiler yumağına dönüşen sorunlarına çözüm gücü üretmekten uzak bir rotadır. Modern uygarlığın üzerinde temellendiği değerlerin aşılması yönündeki sorgulayışların tavan yaptığı bir çağda, endüstriyel gerilik gerekçeleriyle bir ulusu modern toplumun hâkim modellerine uyarlama (cenderesine sokma) yönlendirmeleri tarihi yenilgiyi derinleştirmekten öteye gidemez. Toplumların gelişim aşamaları ve gelişim çizgilerinin farklı olduğu göreceliliğinden hareketle Kürt coğrafyasının özgül sorunları çerçevesinde her türlü hiyerarşik ve otoriter örgütlenme modelinin reddiyesiyle (önderliklerin programlarına gereksinim duymadan) farklı bir toplumsal ve siyasal organizma inşa etmek, Ortadoğu’nun kanlı tahakkümcü tarihinde neden bir kırılma veya kopuş yaratmasın? Her Kürt öznenin tekil krizleri ekseninde oluşturacağı özerk ve esnek örgütlenmeler ağıyla iktidarın altını oyacak bir radikalizmi beslemesi hayatın tüm veçhelerine yayılan bir dönüşümün –sıradan/gündelik hayatın tüm cephelerinde açılacak bir savaşımın– fitilini ateşlemek olur.

Peki nasıl? Bu soruya karşılık verecek olan kendi kaderini kendisi tayin edecek olan Kürt bireylerine düştüğü ön kabulünden şaşmamak kaydıyla bazı siyasal ve etik önermelerde bulunmayı özgür bireyselliğin bir hakkı ve gereği olarak görmekteyim yalnızca.

Bir an şöyle bir hayal kuralım birlikte. Hiçbir Kürt gencinin askere gitmediği, Kürt çiftçilerin ürünlerini devlet ofislerine vermediği, Kürt vatandaşların oylarını hiçbir iktidar partisine vermediği gibi bu tip partilerin başkanlığına ve temsilciliğine soyunmadığı, vergi vermeyip kendi coğrafyasının bütün yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sivil direnişlerle el koyduğu bir coğrafyada hangi iktidar işleyebilir? Güzel bir ideal ama mümkün değil seslerini duyar gibiyim. İdeallerini anlatan bir İspanyol anarşiste dinleyicilerden biri güzel ideallerin var ama gerçekleşmesi mümkün değil sözüne karşılık İspanyol anarşistin verdiği cevap çok manidar: peki şu an mümkün olan şeyler çok mu anlamlı?

Mümkün olan şeylerin veya mümkün kılınmaya çalışılan şeylerin hiç de anlamlı olmadığını Kürtlerden daha iyi bilen veya yaşayan bir Ortadoğu halkı olmasa gerek. Tarihi boyunca devlet kurumsallaşmasını kendi ulus kimliğiyle yaşayamamış, bağrından yüzlerce eşkıya ve kendiliğinden gelişen isyan çıkarmış, her dem doğanın kucağında bir yaşamın izini sürmüş savaşçı ve direniş geleneği güçlü yıkıcı bir halk olmayı becermiş "doğal anarşist kürtler"in, öğretiler ışığında bir anarşizme göz kırpması - muhalif bir çığlığa dönüşmesi tarihin bir ironisi olmaz sanırım. Kürt ulusunun farklı çıkar, sınıf ve karşıtlıklar içeren homojen bir kategori olmadığı, ulusal kimliğin kurgusal –idealleştirmelere açık bir söyleme dönüştürülmesinin yaratacağı siyasal arızaları tarihten öğrendiğimiz derslerle unutmadan kitlesel öfkenin isyan süreci içinde yaratacağı sonuçları öngörmek de mümkün değildir. Teolojik düşüncenin bir uzantısı gibi görünen toptan kurtuluş projelerine bel bağlamadan, kadınların, gençliğin, sokak çocuklarının, köylülerin, metropollerde tutunamayan mağdur Kürt bireylerinin kendi cephelerinde özerk örgütsel yapılarla sivil itaatsizlik ve direniş kültürünü kitleselleştirmeleri, yıllara yayılan askeri savaş sürecinden daha kalıcı kazanımlar yaratabilir. Bir zamanların meşhur sloganı "Devrim hemen şimdi!" ortodoks ezberimizi bozan bir yaşamsallık kazanabilirse yeni bir siyaset dilinin şemsiyesi altında anlaşabilmek ve paylaşmak daha kolay olacaktır. Leninist örgütlenme ve önderlik modelinin Kürt siyasal hareketi süresince yarattığı tahakküm kültürünü ve tahribatları görmek için, sayıları her geçen gün artan hainler(!) aritmetiğine bakmak yeterli. Hain bütün yalnızların en yalnız olanıdır, çünkü doğrularının betonlaşan bu siyasal ve ahlaki kuşatılmışlıkta bir yankısı yoktur. Farklı her söylemi ve ayrıksı duruşu marjinalleştiren politik kültürümüzle yüzleşmenin zamanı gelmedi mi hala? İktidarı, Türkiye Cumhuriyeti'nin askeri veya polisiye aygıtları olarak belleyen bir bilincin kendi muhalif dünyasında yarattığı su geçirmez iktidarını görmesi elbette mümkün değildir. Cioran'ın "En büyük zalimler, kafası kesilmemiş mazlumlar arasından çıkar" sözü sakın biz Kürtler için söylenmiş olmasın. İktidar elbette ki bir ilişki ve davranış düzeneğidir ve gündelik yaşam pratiklerimizde kendini yeniden üreten bir olumsallığa sahiptir. Karşıt güce göre konumlanmak zamanla karşıt gücün dil kodlarıyla belirlenmeyi ve düşmana benzeşmeyi kabullenmektir. Devrim bir karşıt olma kültürü değil dışında kalmak ve alternatif yapılar üretmektir.  "Devrim'i satın alamazsınız Devrimi yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzda ya hiçbir yerde değildir"(1)  Toplumu, belli kuramsal varsayımların her seferinde karşılık bulduğu bir nesne olarak görmek; toplumu özgürleştirmek için yola çıkmış ’hayırsever azınlığın’ toplum üzerindeki sınırsız siyasal tasarrufuna zaman içinde davetiye çıkarmaktır. “Toplum geçerli bir söylem nesnesi değildir. Bütün farklar alanını sabitleyen – ve bundan dolayı oluşturan – tek bir öncelikli ilke yoktur” [Laclau – Moufue]

 

Son olarak yaşamı siyasallaştırmak yerine siyaseti yaşamsallaştırarak, hayatın tüm veçhelerine nüfuz eden anti-otoriter bir kültürün kök salmasına ivme katarak, dil ve davranış kodları dönüştürülmeli ve bu dönüşümden doğacak bir anarşist etikle yeni bir dünya tasavvur etmek temel kalkış noktamız olmalı. Tüm toplumsal problematiklerin eşdeğer olduğunu ve hiç bir çelişkinin merkezi rolünü kabullenmeden, sorunların hiyerarşik hale getirilerek bazı taleplerin ötelenmesini beslememek de etik duruşumuzun önemli bir parçasını oluşturmalıdır. Her siyasal doktrine yıllarca kadro ve kitle desteği sunmuş bu esmer ulusun anarşist seslere kulak kabartması bu labirentten çıkmanın kapısı rolünü oynayabilir.

Anarşizm, tarihin Kürtlere son özgürlük çağrısı ve imkânıdır.

 


(1)Ursula K. LeGuin - Mülksüzler

 

 

Gelen Yorumlar
Toplam 12 yorum, 1-10 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Kürt toplumunun (her ne kadar binbir çeşit insandan ve fikirden oluşsa da) ihtiyacı genel olarak yazıda belirtilen kendini yeniden keşfetme sürecidir. evet, haklısın dostum, binlerce yıldır kah isyan edip kah boyun eğen bu toplumun özgürleşmesi için öncelikle önderliklerini, parti bürokrasilerini, ordularını vs. vs. bir kenara bırakması ve kendi benliğinin ihtiyaçlarını keşfetmeye başlaması şart. diğer durumda, ülkenin her yerinde yükselmekte olan faşist dalganın karşısına kürt milliyetçiliği gibi abesle iştigal eylşeneyen bir alternatif koymak dışında hiçbir şansı olmayacaktır. 1993'te Marksist politikanın terk edilmesiyle zaten sınıf bilincini bir kenara itmiş olan kürt politik hareketi, karşısındaki faşist dalgaya karşı koyabilmek için milliyetçi söylemler üretmek dışında herhangi bir araca sahip değil artık. ancak ironik olan şudur ki; geçen yıl gördüğümüz üzere, nazi soykırımına tabi kalmış olan yahudiler beyrut'u yıkmakta bir an bile tereddüt etmediler. demek ki mazlumlar da bir gün zalimlerlin yerini alabiliyormuş... böyle bir tehlikenin açıkça zikredildiği günlerdeyiz netekim. ya sınırsız ve sınıfsız bir dünyaya yol alacağız ya da birbirimizi gırtlaklayacağız, sanırım başka seçenek kalmadı. dostluk ve anarşi ile...
carlos eklemiş. | 08 Mayıs 2007 Saat 15:17
dostum, bu enfes yazı için ellerine sağlık. Anarşist hareketin bir gençlik heyecanı değil de adam gibi bir toplumsal harekete dönüşmesi için bu ülkenin sistem tarafından dışlanmış iki cenahından, memnuniyetsiz insanlar ile buluşması gerekiyor. Biri kürtlerdir, diğeri ise islamcılar. Biri sağcılığın diğeri milllyetçiliğin baskısı altında kendine yabancılaşma sorunu ile karşı karşı karşıya. Umarım her iki tarafta da başlayan anarşist kıpırdanma uç verip bu ülkede tam bir özgürlüğün ve adaletin önünü açar da köleleşmiş türk ve kürt halkları için yapılan it dalaşı planları egemenlerin ellerinde patlar. Sen ve senin gibi anarşist yoldaşların olması ortadaki anarşist harekete bakarak umutsuzluğa kapılan benim gibilere umut veriyor. Kalemine kuvvet.
dilaver demirağ eklemiş. | 15 Haziran 2007 Saat 18:24
Öncelikle ifade ederken, yazar için yalın olmak söylediklerine ne kadar inandığını gösterir. Bu kadar karmaşa bir dille yazdığın şeyleri okudum ama söylediklerine inanarak yazdığına emin olamadım. yazılanları Kömünizmin biz "tam yetişmemiş kürt çocuklarındaki sol çocukluk hastalığı" denilen hastalığın birtakım semptomları olarak değerlendiriyorum. Tarihini yazamayan bir halk dünya insanlığına bir yaşam projesi sunamaz. Önce var olmayı başarmalı. İkincisi tepeden tırnağa zulme maruz kalmış bir halkın örgütlenmelerini modern uluslaşma süreçlerini tamamlamış teknoloji ve sanayi gelişme aşamalarını doygunlukla yaşamış toplumların bireyleri gibi özgürlükçü -anti otoriter kurumsuzlaşmaları hedeflemek ne kadar gerçekçi. Sadece kendi toplumlarında kitle tabanı bulamayan "solcu-anarşist" lere biraz çanak tutma, birazda kendi sözümona entellektüel açlığını gidermeye çalışmaktır....?!
jan eklemiş. | 25 Haziran 2007 Saat 01:02
Anarşizmin, Kürt sorununa bakişinda belli bir problem yaşadigi gerçegi yazinin her satirinda açiga cikmaktadir. Her hangi bir izm'in alanina uğramadan, Kürt sorununun yakin hedefteki çözümüne ulaşma adina, kürtlerin insani, demokratik ve siyasi sorunlarini sonu belli olmayan alanlara havale ettirmek, mevcut statükonun devamini içerdigi için karşıt olunan egemenin işine yaradigini akildan çikarmamak gerektigini düsünüyorum. Tek tek bireylerin bulundugu alanda adı konmayan hedeflere yönelmesi, ekonomik gelişmenin doğal evresiyle tezatlik olusturmaktadir. Ortak hareket tarzinin dışlandığı yerler de , örgütlü olan egemenin kolay avı olmamak olasi degildir. Kürt hareketindeki, totaliter yaklasım sergileyen yapıların olumsuzlugu üzerinden, Kürde başıbozuklugu önermek gerçekçi degildir. Devletleşme doygunlugu yaşayan toplumlara bile devletsiz ve sinifsiz dünya özlemini önermek hayli sikinti yasatirken, devletlesmeyi birakalim kendi dilini dahi kullanamayanlara bu önermeler lüks gelir... Son tahlilde, ulasilip gecilmesi gereken asamalari unutarak, nihai olani bugün Kürtlerin gündemine sokmak bilincsizlikten kaynakli bir yaklasim degilse art niyetli bir tutumdur. Kendi ön koşullanmisligina mahkum olan bir anlayişla, gercçeklikten kopuk önermeler Kürtlerin itibar edecegi seyler olamaz.
Musa Egeli eklemiş. | 05 Eylül 2007 Saat 22:24
kürtlerin anarşizm ile dansı ne kadar mümkün bilemem ama bir kürdün anarşizm ile oynaşmasına iyi bir örnek. ellerine sağlık ramazan yoldaşım..
sami hêzil eklemiş. | 16 Eylül 2007 Saat 20:24
rusya'nın pre-kapitalist ve yarı köylü toplumunu lenin ve bolşevik kurmayları ne hale getirdiyse kürtlere giydirelecek ve tam bir zihinsel bulanıklıkla kaleme alınmış konfederalizm ya da anaşist kantonlar birliği dahil, her türlü sol ideolojik tasarım da kürtleri o hale getirecektir! kürtlerin son yirmi yıllık siyasallaşma süreçlerinin yarattığı toplumsal formasyon ve politik kişilik yapısı oradayken böylesi bir iddiayla ortaya çıkmak aslında jakobenizmdir! bilimin metafiziği red ederken daha bilimsel bir metafizik inşa etmesine benzer! ya da özgürlük vaadiyle kitleleri sokağa döken devrim şarkısının kendisi gibi olmayan herkesi ikinci gün boğazlamasına benzer! ya da kürt ulusalcı çizgisinin militer ve disipliner yapısına rağmen yerel mikro örgütlenmelerle inşa edeceği o büyük konfederalizm sayıklamasına benzer! toplumun evrim sürecine her türlü müdahale tam bir yıkımla sonuçlanabilir! kendi doğal sürecinde evrilen bütün organizmalar gibi toplum da dış bir müdahale yada fırından yeni çıkmış ve tam bir keşif harikası olan yeni bir ideolojik tasarımla tam bir deliler arenasına dönüştürülebilir! insanlık tarihinin şanlı devrim panayırı bu örneklerle dolup taşmıştır! yaşam kocaman bir kazığa oturtulmaktır! siz oynadıkça o batar! işte gerçek pasifizm, gerçek devrimcilik ve gerçek toplumsal reddiyenin sırrı budur! bütün aitliklerin hızla dinamitlenmesi!... benim anladığım anarşizm bu türden bir şeydir! modern batılı bilimsel argümanlardan beslenmiş hiç bir sosyolojik kalıba sığdırılamayan ortadoğulu bir topluma ideolojik şık gömlekler giydirmek, giydilmiş deli gömleklerine yeni bir gömlek siparişi vermek gibidir! pasifizim, geleneksele ve yeniye reddiye, kimliklerin bir bir öldürülmesi, aitliklerin reddi ve sistem dışılık!... bakuninin kemikleri biz kürtler yüzünden sızlamasın lütfen:)
rubar şengal eklemiş. | 13 Ekim 2007 Saat 19:01
son lafına ben bir kürt olarak katılıyorum.Ya kürtler tek bir beyin olup topraklarını geri alıcak yada... tek yol ANARŞİ ile gelen özgürlük..
QzquR eklemiş. | 08 Aralık 2007 Saat 16:42
hocam ellerinize sağlık sitenizi çok beğendim, açıkçası yazdıklarınızı tam anlamıyla anlamadım bir sözlüğe ihtiyaç duydum ama şunu söyliyeyim son söylediğinize katılıyorum anarşizim tarihin kürtlere son özgürlük çağrısı ve imkanıdır yazılarınızı biraz daha açık yazarsanız daha güzel olucak ..
nubihar eklemiş. | 10 Mart 2008 Saat 00:14
tek kelimeyle gerçeklerin yol harıtasını çıkarmışsınız keşke sizin gibi düşünen iki üç daha insanımız olsa..
cemil komi eklemiş. | 20 Nisan 2008 Saat 15:02
"Her siyasal doktrine yıllarca kadro ve kitle desteği sunmuş bu esmer ulusun anarşist seslere kulak kabartması bu labirentten çıkmanın kapısı rolünü oynayabilir..." yukardan konuşmaya alışmış insanlar konumlandırıldıkları yeri beğenmemiş olsalar gerek kendileri yine yukardan ama yeni reçeteler yazıyor... topluma sunduğunuz her reçetenin yan etkileri faydalarından her zaman daha çok olacaktır...
marchi eklemiş. | 28 Nisan 2008 Saat 17:37


Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.